25 Kasım 2023 Cumartesi

Garip Bir Futbol Mucizesi: Köyden İndim Serie B'ye

     Futbolu ve içerisindeki mucizevi unsurları tüm futbolseverler olarak çok severiz. Bu yazıda bahsedeceklerim de tam olarak bu konuyu kapsıyor. Ama bu kez pek kimse tarafından bilinmeyen ve hatta hakkında birkaç cümle dışında Türkçe kaynak dahi bulamadığım bir olay ile kısa tarihli bir zaman yolculuğu yapacağız. 90’ların ortasında Avrupa ve Dünya futbolunun belki de en zirve noktasıydı İtalya. Serie A’daki hemen hemen tüm takımların kendilerine ait bir efsanesi, starı ve başarısı olduğu kadar ilginç hikayelere de “Çizme” bizlere tanıklık ettiriyordu. Çok değil bu hikayeden yaklaşık on sene öncesi şampiyon olmuş bir Hellas Verona vardı, onların da bu peri masalında bir hikaye saklıydı ama konumuz ne onlar, ne de Serie A… Daha alt liglerdeyiz, Castel di Sangro Calcio…




    Kısaca bir tarihinden bahsederek giriş yapalım, keza uzunca bir tarihleri de yok. L’Aquila şehrine bağlı yaklaşık 6.500 kadar nüfusa sahip bir köy adeta Castel di Sangro. Stadlarının şu anda 7000 civarı bir kapasiteye sahip olduğunu belirterek yazıma başlamak istiyorum. 70 küsür senelik kuruluş macerasından şöyle bahsetmek gerekirse, Castel di Sangro köyü İkinci Dünya Savaşı esnasında büyük hasar alıyor. Hem köyü hem de köyün halkını, gençlerini bir anlamda yeniden hayata adapte edebilmek için Don Arbate isimli bir rahip futbol takımı kurmak istiyor. Köy halkın uğraşları sonucunda o yıkık ve perişan halinden kurtuluyor ve aynı esnada futbol takımı da kuruluyor. Malzeme ve ekipman eksikliklerinden (hatta direkt yokluğundan desek yeri) sicim ipinden yapılma bir top ile komşu kasaba ile ilk maçlarına çıkıyorlar. Üstüne bir de galibiyet çıkaran bu takım en azından lokal bölgede iyice adını duyuran bir takım haline geliyor. Takvimler 1953 senesini gösterdiğinde ise artık işler daha da ciddiye biniyor ve resmi bir takım kuruluyor. Takım köyün de adı olan Castel di Sangro ismini alarak o dönemin en alt seviye ligi olan Terza Categoria’ya katılıyorlar. Seconda Categoria olan ikinci kategoriye yükselmeleri tam otuz senelerini aldı. 1953-1983 arası üçüncü seviyede “takılan” bu Castel di Sangro, 1983’de lig yükselme hakkını kazandılar kazanmasına fakat büyük bir sıkıntı vardı. Para… Lige katılım payı, ekipmanlar ve oyuncu ücretleri üzerine bu ligde kalmak için yapılması gereken oyuncu transferi için paraya ihtiyaç vardı ancak nüfusu o dönem 5000 bile olmayan bir köy takımının bunu karşılayacak durumu da, imkanı da görünmüyordu. Ancak köyden biri kadınla evlenen Pietro Rezza adındaki güneyli bir zengin adam bu takımın kurtarıcısı olarak çıkagelmişti. Bu sayede Seconda Categoria’ya yükseldiklerinden, iki sene sonra Prima Categoria olan ilk kategoriye yükseldiler. Takımın başkanı olarak şu an İtalya Federasyon Başkanı olan Gabriele Gravina olduğunu da belirteyim. Takım eskisi gibi “sefalet” içerisinde yer almasa da hala tam manasıyla bir profesyonel bir yapıya sahip değildi. Kısmen de olsa yerel bölgedeki oyuncuları kullanıyorlardı. Ancak kulübün başkanı Gravina, bu işin böyle gitmeyeceğini anlayarak; ülkenin çeşitli yerlerinden oyuncu transferleri ile takımı iddialı bir konuma getirdi ve böylelikle de 1989’da Serie C’ye çıktılar. Takım artık resmiyette profesyonel bir kulüp olmuştu.




    Ancak bu seviye onlara biraz zor gelmişti. Profesyonel liglerin zorluğuna kolay adapte olamayan Castel di Sangro, bu ligde bir süre debelenip durdu. Serie C2 bir alt kategoriye benzemiyordu, hatta kimi sezon zar zor ligde kaldılar, 1993-1994 sezonunda işler daha da kötüye gitmeye başlamıştı ve küme düşmesi kesin gözüyle bakılan bir takım haline gelmişti Castel di Sangro, sezon devamında başkan Gravina takımın başına hoca olarak Osvaldo Jaconi’yi getirdi ve Jaconi bu ligin en dip takımını ligde geldiği gibi yedinci yapmasını bildi, ertesi sezonda da takımı Serie C1’e çıkararak bölgesel bir tarih yazmıştı. Ancak işler şimdi daha da kızışacaktı. Neden mi? C1 ile C2 arasında dağlar kadar fark vardı. C2’de lokal ve benzer kasaba, köy takımları ile rekabet eden Castel di Sangro artık C1’de zamanında Serie A’da yer alan ve sonrasında da Serie A’da izleyeceğimiz (Ascoli, Lecce vs gibi) takımlarla aynı kulvarda boy ölçüşecekti. Ama ona rağmen böylesine küçük bir köy takımının on sene bile etmen bir zamanda en aşağılardan bu seviyeye gelmesi takdire şayandı.







    Takımdan beklenti haliyle yok denecek kadar azdı. Kümede kalsak, biraz buralarda dolansak yeterli diyen köy halkının olduğuna da eminim. Ama bu böyle olmadı yerel kahraman Jaconi yine yaptı yapacağını ve takımı lig bittiğinde sıralamanın ikinci basamağında yer alıyordu. Bu da takım Serie B için playoff oynayacağı anlamına geliyordu. Playoff’un ilk turunda Gualdo takımına deplasmanda ilk maçta 1-0 mağlup oldular, ikinci maçta ise evinde rakibini devirmeyi başaran Castel di Sangro finale çıkmıştı. Finalde ise rakipleri sezon boyunca belalıları olan ve iki maçta da kaybettikleri Ascoli idi. 90 dakikada gol sesi çıkmadı, uzatmalarda da öyle… Maç penaltılara gitmişti ancak penaltılara gitmeden evvel uzatmaların son anlarında teknik direktör Jaconi kimsenin mana veremediği bir değişiklik yapmıştı. O sezon bir saniye bile şans vermediği kaleci Pietro Spinosa’yı oyuna sürdü. Penaltılara geçildiğinde ise bu manasız değişiklik inanılması güç bir manaya dönüşecekti. Spinosa penaltılarda tabiri caizse panterleşiyor ve takımına penaltı atışlarını kazandırıyordu. Mucize gerçek olmuştu, takım artık Serie B’deydi, bir köy takımının kısa bir sürede bu kadar ileri seviyeye atlaması inanılmazdı.

    Her sene başlarına bir sıkıntı gelen takımın, bu sene de gelmemesi garip kaçardı ve haliyle de geliyordu. Takımın stadyumu Serie B ligi için uygun değildi, yenilenme çalışması yapılması gerekiyordu. O yüzden bir müddet iç saha maçlarını Chieti’de oynadılar. Stadyumun açılışı bir türlü yapılmıyordu, gecikmeler yaşanıp duruyordu. Nihayet Aralık ayında takım stadına kavuşmuştu. Ama aksilik bu takımın peşini bırakmaya pek niyetli değildi. Zorlu hava şartları ve kar yağışı yenilenen stadın çimlerine bir hayli zarar vermişti, maç oynanacak halde değildi. Aralık ayının ilerleyen günlerinde de Danilo Di Vincenzo ve Pippo Biondi isimli iki oyuncusunu trafik kazasında kaybetmişlerdi. Takımın üzerine bir büyü kara bulut gibi çökmüş ve gidecek gibi de durmuyordu. Gigi Prete isimli bir başka oyuncuları da uyuşturucu ile alakalı bir suçtan ötürü tutuklandı. 22 hafta tutuklu kaldıktan sonra beraat etti.




    Başkan Gravina takıma Leicester City’den bir oyuncu getireceğini açıklayınca yerel basın adeta bu olayın üzerine şoklanmıştı. Nijeryalı Robert Ponnick isimli bir oyuncu takıma katıldı, bu Serie B tarihinde bir ilke yol açıyordu. Premier Lig’de oynamış ilk Serie B oyuncusu olma özelliğini… İlk maçı bir hazırlık maçıydı, bir futbolcu gibi durmayan Ponnick, takım arkadaşlarından birisiyle de maç içerisinde kavga edince gerçek sonradan anlaşıldı. Başkan Gravina tarafından reklam olsun diye tutulan bir oyuncudan başka birisi değildi Robert Ponnick. Basın bu olayı doğal olarak hiç beğenmemişti. Ancak Gravina reklamın iyisi kötüsü olmaz diyerek yüzünü güleç tutmaya devam ediyordu. Takımın yıldızları kaleci Lotti, Bonomi ve sonradan Serie A’da Catania formasıyla bir süre izleyeceğimiz Spinesi takımı taşımaya devam ediyordu. Atılan kritik goller ve alınan kritik puan\lar takımı ligde tutacağının habercisi gibiydi ve öyle de oldu. Küme düşme adaylarından iki takım karşı karşıya geldi biri Castel di Sangro diğeri ise Pescara. Castel di Sangro karşılaşmayı 2-1 kazanarak, mucizeye bir sene daha devam diyordu.

    Fakat hiç iyi de ilerlemeyen bu mucize ertesi sene son bulacaktı. Birçok oyuncusunu kaybeden takım, kulübün efsane hocası Jaconi’yi de sezon ortası görevinden almıştı. Lig sonunda da bir alt lige düştüler, bu aynı zamanda 1983’den bu yana ilk kez küme düşecekleri anlamına geliyordu. 1999 senesinde C1’de iken İtalya Kupası serüveninde Serie A takımları Perugia ve Salernitana’yı eleme başarısı gösterseler de çeyrek finalde Inter’e boyun eğmek zorunda kalıp elendiler. Artık kulübün zengin girişimcisi de, başkan Gravina’da yoktu böylelikle de, en nihayetinde sene 2005’i gösterdiğinde İtalya alt lig kulüplerinin belki de fıtratında yer alan kapanış hikayesiyle bu takımın tarihi ve kısa dönemli mucizesi son bulmuş oldu. Pro Castel Di Sangro adıyla küllerinden kurulup doğsa da takım şimdilerde İtalya’nın altıncı seviye ligi olan Promozione’de yer alıyor.





ABD vatandaşı yazar Joe McGinniss’in The Miracle of Castel di Sangro kitabında da bu takımın Serie B’deki mucize sezonu ve hikayesi anlatılıyor. Hatta kitapta Pescara’yı yenip ligde kalmayı garantiledikleri maçın ertesindeki hafta yani son hafta oynanacak Bari maçının kulüp ve köy halkı tarafından tasvip edilmeyecek bir şekilde yer alışı da ayrı bir konu niteliği taşıyor. Kısaca bahsetmek gerekirse, Bari’nin Serie A’ya çıkması için üç gol atıp, galip gelmesi gerekir. Ligde de kalmayı garantileyen Castel di Sangro’nun maçta hatır şikesi yapıp maçı Bari’ye 3-1 kazandırması da kitap içerisinde aynen yer alınca Joe McGinniss epey bir tepki çeker. McGinniss’in İtalya’da -özellikle alt liglerinde- bu tarz olayların şikeden sayılmadığı bilmediğini varsayarak, yazımı bu şekilde bitirmek istiyorum. Garip ve bilinmeyen bu mucizevi hikayeyi okuduğunuz için teşekkür ederim.​

Yazan: Enes Can Hakan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Modern Futbolun En Büyük Yalanı: Topa Sahip Olmak

  Giriş – Bir Yanılsamanın Doğuşu Klişe mi evet ama söylemeden de başlamayalım. Futbol dediğimiz şey, sadece bir oyun değildir; Aynı zamand...